Çocuklarda öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği

Öğrenme güçlüğü (disleksi, disleksia) normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip; herhangi bir fiziksel sorunu olmayan; dinleme, konuşma, okuma ve yazma, problem çözme ile matematiksel becerilerin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlükleri olan; kendini idare etme, sosyal algılama ve etkileşim sorunları olan; standart eğitime rağmen, yaşına ve zekâsına uygun okul başarısı gösteremeyen bireylerdeki durumdur…

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda akademik başarısızlık yanında sosyal ve duygusal güçlükler de gözlenir. Sınıf ortamında, arkadaşlarının içinde okuma, yazma, matematik gibi becerilerde hatalar yapan çocukların öz güven duygusu azalır, buna bağlı olarak ders çalışmayı reddetme, çabuk sıkılma, arkadaşları ile aynı ortamda olmaktan kaçınma gibi davranışlar gözlenmektedir.

Elbette ki öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarımız sadece başarısızlıkları ile anılmıyorlar. Onlar bir o kadar yaratıcılar, meraklılar… Bir bakarsınız yeni aldığınız bir cihazı, aleti kullanma kılavuzuna bile bakmadan öğrenmişler ya da çözülmesi zor olan bir matematik problemine ilişkin yaratıcı bir çözüm yolu geliştirmişler.

Öğrenme güçlüğü neden ortaya çıkar?

l Öğrenme güçlüğünde genetik faktörler rol oynar.

l Erken doğan ve doğum sonrası komplikasyon yaşayan çocuklarda öğrenme güçlüğü görülebilir.

l Doğum öncesi ve doğum sonrası geçirilen kazalar sonrası öğrenme güçlüğü görülebilir.

l Öğrenme güçlüğü erkek çocuklarda, kız çocuklara oranla daha fazla görülür.

Öğrenme güçlüğünün erken dönem belirtileri:

Çocuklarda birçok semptom görünür. Bunların başında; okuma yazma, matematiksel anlama, kavrama, yargılama becerilerinde sorunlar sayılabilir. Bunun yanı sıra hiperaktivite, dikkatsizlik ve dürtüsellik de görülebilir…

Belirtilerin 7 yaşından önce başlaması gerekir. Genellikle 4-5 yaşlarında belirtiler belirgin hale gelir. Ancak bir kısmı bebekliklerinden itibaren huysuzlukları, az uyumaları ve az yemeleri ile dikkat çekerler. Okul döneminin başlamasıyla dikkat eksikliğine bağlı öğrenme sorunlarının gündeme gelmesi ve arkadaşlarla olan sorunları aileyi tedirgin etmeye başlar. Ergenlik döneminde ise okul başarısızlığı yanında davranış sorunları ve aileye karşı gelişen tutumlar gözlenir.

Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Zekâ düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.

Bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Ev içinde sorumluluk almak istemezler, genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.

Yaş dönemlerine göre belirtiler:

Okul öncesi dönem: Kelime dağarcığında yavaşlık, telaffuzda zorluk, geç konuşma, el tercihinde gecikme, rutin işleri yapmakta zorluk, sabırsızlık, sakarlık, iletişim kurmada becerisizlik, çizim yapmaya yönelik isteksizlik, sağ-sol karıştırma, makasla kesme, ayakkabı bağcığı bağlamada yetersizlik…

İlkokul dönemi: Okumayı öğrenmede gecikme, okumada isteksizlik, yazarken harf atlama ya da harf ekleme, yönergeleri takip etmede zorluk, sözcük hece çıkarma, bilginin hatırlanmasında zorluk, zamanı öğrenmede güçlük, düzenleme ve organize olmayla ilgili sorunlar, yaşıtlarıyla ilişkilerde sorunlar, okunaksız ya da yavaş yazma, zaman ve mekân konusunda zorlanma, kendini kontrol edememe, yersiz öfke nöbetleri…

Lise ve sonrası dönem: Yabancı dil öğreniminde zorluk, soyut konuları öğrenmede zorluk, açıklamaları anlama ve kavramada zorluk, sınavlara hazırlanmada zorluk, konuyu özetlemekte zorluk, kendini kontrol etmede becerisizlik…

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarla çalışırken dikkat edilmesi gerekenler:

l Öğrenme güçlüğü yaşayan bireye, yaşadığı güçlüklerin zekâsı ile ilgili bir problem olmadığı, farklı öğrendiği, öğrenme için daha fazla zaman ayırması ve çaba göstermesi gerektiği uygun bir dille anlatılmalıdır.

l Onlarla çalışırken sabırlı olmak, hoşgörülü olmak ve yapabileceklerine dair cesaret vermek yararlı olacaktır.

l Etkinlik süresince bireyin herhangi bir tepki vermeden önce düşünmesi sağlanmalı, bireyin kendisinin kullanabileceği stratejiler geliştirerek kendine yeterli ve bağımsız çalışabilmesi desteklenmelidir.

l Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler düzenli ortamlara ihtiyaç duyarlar. Dış dünyalarının düzenlenebilmesi için listeler yapın. Onların hatırlatılmaya, uygulama ve tekrar yapmaya, yönlendirmeye, sınırlar konulmasına ve düzene ihtiyaçları vardır.

l Hatırlamalarına yardımcı olabilmek için onlara ipuçları, kafiyeler, kodlar, gruplandırmalar vb. yöntemler kullanılmalıdır. Talimatlarınızı basitleştirin. Basit cümleleri kavramak daha kolaydır.

l Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Büyük bir işi, kolayca başarılabilir küçük parçalara bölmek onları ürkütmeyecek ve öz güven duygusu desteklenmiş olacaktır.

Uzman-Aile-Öğretmen iş birliği sağlanmalı…

Çocuğun başarılarını yakalamak ve övmek için hep tetikte olun. Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili zorluğunu yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlayan anne-babalar çocukla ilişkilerini bozacak derecede sürekli ceza verme eğilimindedirler. Ailenin çocuğa yönelik tutumları gözden geçirilerek yanlışlar ayıklanmaya çalışılır. Tedavide çocukla yeniden sağlıklı ilişki kurabilmenin yolları aranır. Sadece sorun ortaya çıktığında görüşmek yerine belirli aralıklarla görüşmek daha yararlı olacaktır.

Öğrenme güçlüğüne sahip çocukların öz güven duygularını geliştirmek, yapabileceklerine dair kendilerine güvenlerini arttırmak çok önemlidir. Amaç; çocukların kendine, çevresine yararlı olmalarını, toplumla uzlaşmalarını sağlamaktır. Bu amaç ile aileler, pedagoglar, öğretmenler ve tüm uzmanlar işbirliği yapmalı ve çocukların gelişimine destek olmalıdır. Farklılıkları olan tüm çocuklara gereksinim duydukları ortamı hazırladığımızda, kendi yapabileceklerinin en iyisini yapacaklarını unutmayalım.

Yazar: Ülkü Keldal

Kaynak: www.icerikfabrikasi.com